“Yangın sigortası zorunlu hale getirilmeli”

Son dönemde gene her yerden fabrika yangın haberleri art arda geliyor. En son Tuzla’da bir yangın çıktı hayli de tehlikeliydi. Neden oluyor bu yangınlar neyi eksik yapıyoruz?

Aslında Türkiye’de sayıca fazla yangın çıktığını söyleyebilir miyiz bilmiyorum. Allah bizi gerçekten koruyor. Gelişmiş ülkelerde çıkan yangınların sayılarına baktığımızda Türkiye’de gerçekten az yangın çıktığını düşünüyoruz. Ama etkileri açısından baktığımızda Türkiye’deki etkilerin daha büyük olduğunu söyleyebiliriz. Doğru sistemlerin kurulduğu ve doğru işletilen binalarda çıkan yangınlardan haberimiz olmuyor. Çünkü hızlı müdahaleyle yangının olumsuz etkileri en alt seviyede tutuluyor.

Mesela bizim danışmanlık yaptığımız dev bir lojistik şirketinde yangın çıktı. 1 sprinkler patladı ve yangını hemen söndürdü. Yangın odanın dışına bile çıkmadı. Ama o sistem olmasaydı, yüz bin metrekarenin üzerinde bir alan söz konusuydu ve içerisi tamamen ürün doluydu. Doğru sistem olmasaydı televizyonlarda görürdünüz o yangını.

Dünyada uygulama nasıl derseniz; dünya kanunu koymakla kalmıyor, uyguluyor ve takip ediyor. Uygulamayanı ve doğru işletmeyene de yaptırım uyguluyor. Bizdeki esas sorun da bu zaten. Mevzuat anlamında bir sıkıntımız yok ama yaptırım ile ilgili bir sıkıntı var. Kaza olduktan sonra kim ne kadar zarar görüyor bu olaydan? Gerçek sorumluları bulunuyor mu? Bütün mesele bu... O yüzden bizde 10 yangın çıkıyorsa dokuzu haber oluyor, öteki tarafta 100 yangın çıkıyor ama bu kadar büyük etkisi olmuyor.

Kimyasal madde dediğiniz tehlikeli maddeyle ilgili çalışan çok sayıda firma var. Özellikle mevcut tesislerin durumuna baktığınız zaman bunlarda alınan tedbirlerin yetersiz olduğunu çok net görebiliyorsunuz. Otorite, yani organize sanayi ya da belediye bu konuda yaptırım uygulamaya çalışıyor. Ama burada ben senin fabrikanı kapatırım 2 günde demek de çok kolay değil.

Bir de niyetlerin iyi olması çok önemli. Niyetler iyi değilse sıkıntı her zaman devam ediyor. Zira bizde bir şeyler göstermelik yapılıyor.

 

Yangın sistemlerinde yetersizlik var mı o zaman?

Bizdeki sistemlerin çoğu yetersiz. Ama şöyle bir konu daha var. Siz istediğiniz kadar mükemmel bina yapın 1 sene 3 sene 5 sene sonra durumu ne olacak belli değil. Bursa’da 2009 yılında bir hastane yangını çıkmıştı. 8 kişi hayatını kaybetmişti. O yangından sonra bizi Bursa’dan çok sayıda tesis aradı: “Bizim yangın sistemlerimiz var. Ama tam olarak nasıl çalıştığını bilmiyoruz. Bunların hangisi ne zaman çalışacak, ne zaman duracak? Gelip bir bakıp bize anlatır mısınız?”  dediler.

Yani para harcanmış, sistemler kurulmuş. Belki hiç devreye alınmamış. Belki baştan işletilmiş ama bir süre sonra personel değişmiş ya da işletme firması değişmiş ve iş takipsiz kalmış. Ne zaman akla geliyor? Bir olay yaşandığında, birileri öldüğünde. Biz binamızda da yangın çıkarsa ne olur diye o zaman soruluyor ve araştırma başlıyor.

Bir fabrikada yangın çıkıyor, o sektör ayağa kalkıyor ve bir hareketlilik oluyor. Herkes yangın tedbirlerini sorguluyor. Artırmak istiyor. Araştırmaya giriyor. 3 ay, en fazla 6 ay sonra her şey eski düzene dönüyor. O sırada ciddi olan, zaten bu işleri yapmaya niyeti olan bir şeyler yaptırıyor. Geri kalanlar hayatlarına devam ediyorlar. Biz millet olarak tevekkül olayını yanlış anlıyoruz. Biz hiçbir şey yapmayalım Allah bizi korur diyoruz. Tevekkül tam olarak bu değil. Sen tedbirini alacaksın. Sonra korunmayı dileyeceksin. Göstermelik yapılıyor pek çok şey. Bu sistemlere para harcanmak istenmiyor. Konuştuğunuz zaman herkes tabi ki güvenlik önlemimiz olsun diyor. Ama dev kuruluşlarda bile sıra para harcamaya geldiğinde işler aksıyor. Çoğu zaman en ucuz olan alınmak isteniyor.

En kaliteli ve en iyi ürünü ya da hizmeti en ucuza almak diye bir şey söz konusu değildir hiçbir zaman. Belki bazı alanlarda ucuz malzeme kullanılabilir ama güvenlikte olmaz. Yeterlilik olayına girmek lazım bu konuda. Ürünün sertifikası, hizmeti verecek firmanın yeterliliği sorgulanmalı.  Birini 100 liraya yaptığı işi bir başkası 10 liraya yapıyorsa, bu nasıl olur diye sorgulamak lazım. Daha yeni yaşandı yakın çevremde, yangın merdiveni yaptıracaklar, biri 40 bin lira fiyat verdi, diğeri 20 bin lira verdi aynı iş için dediler. İş ne? 10 metre yangın merdiveni. Aynısı olduğunu nereden biliyorsun? Birinin 40 bine yaptığını diğeri nasıl 20‘ye yapsın? Detaylı bilgi istendi mi? Bu merdivenin bir projesi, şartnamesi, keşfi yok mu? Yok sorulmamış. Satın almayı böyle yaparsan yaptırdıktan sonra da beni kandırdılar diyemezsin.

 

Dünya bu işi nasıl çözmüş?

Dünya bu işi sigortacılar üzerinden çözmüş. Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta firmalarının yüzde 90’ına yakını yabancı menşeli. Ama yurtdışında organizasyonları ve olaylara yaklaşımları Türkiye’deki ile bir değil. Bundan 7-8 sene önce fark daha da fazlaydı. Bir takım büyük yangınlar ve ödenen büyük hasarlar sigorta firmalarını belli noktalara dikkat etmeye zorladı. Bunun yasal mevzuatla da desteklenmeleri gerekiyor.

Bence özellikle bazı sektörlerde yangın sigortasının zorunlu olması lazım. Aynı trafik sigortası, deprem sigortası gibi zorunlu olmalı. Belli sektörler yangın poliçesi yaptırmak zorunda olmalı. O zaman sigorta firmaları o poliçe ile ilgili doğru fiyat politikası uygulayıp, bu sistemlerin kurulması durumunda doğru indirimler yapıp, yatırımcıyı doğru sistemleri kurma konusunda zorlayabilirler. Tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi. Biz de de bu işler yavaş yavaş başladı. Sigorta firmaları birimler kurdu. Mühendis kadrolarına eğitimler aldırarak uzmanlıklarını artırmaya çalışıyorlar. Yavaş yavaş bizde de bu konuda gelişme olduğunu söyleyebiliriz.

 

Hangi sektörlerde zorunlu yangın sigortası olmalı?

Kimya, boya, belki sonra tekstil ve mobilya. Onları da belli kategorilere ayırmak gerekebilir. Bunları yapmak çok zor da değil. Tesis maliyeti, risk durumuna bakılarak sınıflandırma yapılabilir.

 

Ülkeler arasında yangın güvenliği algısı açısından farklılıklar var mı hem anlayış hem uygulama açısından? Alınan önlemler arasındaki farklar neler, hangi ülke daha doğrusu yapıyor?

Amerikan ekolü ile Avrupa ekolü çok temel olarak ayrışıyor birbirinden. Amerikan ekolünün etkisinde olan Amerika dışında ülkeler de var. Avustralya, Yeni Zelanda, Kuzey -Amerika Güney Amerika’daki bir çok ülke gibi. Amerikan ekolünde olay ağırlıklı olarak aktif yangınla mücadele dayanıyor. 1800’lerin ikinci yarısında başlamışlar çalışmaya ve yaklaşık 150 yıldır aktif söndürme sistemleri hakkında sürekli geliştirme yapıyorlar. Daha zor söndürülen, daha yüksek istiflenmiş, daha büyük alanlarda bulunan yanıcı malzemelerle alakalı aktif sistemleri geliştirmeye devam ediyorlar. Uzun yıllardır da bunlarla testler yaptıkları için ellerinde çok somut veriler var. Çıkan yangınların doğru analiz edilmesi var. Sistem performansı ile ilgili bir soru işareti yok. Amerikan ekolünde bir binayı sprinkler yapıyorsanız özel alanlar dışında yangına dayanıklı bölmeler yapmanıza gerek yok. Yangına dayanıklı alanlara, kompartımanlara ihtiyaç duymazsınız. Daha doğrusu daha az duyarsınız. Yatılan tesisler, bakıma muhtaç insanların bulunduğu yerler, yüksek binalarda durum biraz değişiyor.

Avrupa ekolünde ise her şey bölme ve kompartımana ayırma üzerine kurgulanmış. Pasif önlemler üzerine yoğunlaşılmış. Aktif sisteme çok güvenmiyor Avrupalılar. Fiziksel bariyerlerle yangının yayılmasını önlüyorlar. İtfaiyenin yangına müdahale süresi çok kısa olduğunda da, iş bir şekilde halloluyor.

İtfaiyenin müdahale süresi uzadığında ise aktif sistemlerin önemi artıyor. Aktif sistem bir kaç dakika içinde hemen yangına müdahale ediyor ve yangının yayılmasını durduruyor. Dolayısıyla itfaiye olay yerine vardığında kontrol altına alınmış veya söndürülmüş bir yangın ile karşılaşıyor. İş çok kolaylaşıyor.

Öte yandan sprinkler sistemi olan bir binada harcanan su miktarı olmayan binada harcanan suyun 6’da 1’i. Sprinkler sistem için bu patlarsa, su zarar verir etrafa diye bir algı var. İstatistik diyor ki sprinklerin harcadığı su ve sonradan itfaiyenin gelip söndürme ve soğutma yapmak için harcadığı suyun toplamı sprinkleri olmayan binaya giden itfaiyenin harcadığı suyun 6’da 1’i. Yani itfaiye 6 kat daha fazla zarar veriyor sprinkler olmayan binada. Dolayısıyla aslında aktif sistemin böyle bir faydası var.

Avrupalı diyor ki; benim en uzak yerel itfaiyem 6 dakikada olay yerine varıyor. 10-15. dakikada olaya müdahale ediyor. Ben yangına dayanıklı kutular yapayım, binamı kutular birleşimi şeklinde dizayn edeyim, yangın o kutunun içinde kalsın diğer hiçbir yere yayılmasın; diğer kutulardaki insanlar da güvenle kaçabilsinler. İtfaiye gelsin söndürsün ben de o kutuyu çıkarayım ya da tamir edeyim.

Aktif sistemleri varsa bile bunu yapıyorlar. Avrupa’da pek çok ülkede sprinkler zorunlulukları yeni yeni getirilmeye başlandı. Sprinkler sistemi pek çok binada zorunlu değil Avrupa’da. Onun için bazı Avrupa menşeli firmalar Türkiye’ye geldiğinde sprinkler yaptırmak zorunda kalınca biraz şaşırıyorlar.

 

Ben şahsen aktif sistemlerin kullanılmasından yanayım. Türkiye’de bunun daha doğru sonuçlar vereceğini inanıyorum. Ülkemiz şartları göz önüne alındığında da, zorunlulukların Avrupa’ya göre daha fazla olmasını da doğru buluyorum.

 

4-5 Aralık’ta sektörün büyük buluşmasına ev sahipliği yapıyorsunuz. TÜYAK sempozyum hakkında bilgi verir misiniz?

TÜYAK 2019 Yangın ve Güvenlik Sempozyumu ve Sergisi 4- 5 Aralık tarihlerinde Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek. Sempozyumun teması bu yıl  “Endüstriyel tesislerde yangın güvenliği ve yeni teknolojiler” olarak belirlendi.

Biliyorsunuz sempozyumumuz iki yılda bir yapılıyor ve bu yıl 6’ncısı düzenleniyor.
Sempozyumu ve sergi; yangına, sabotaja, depreme, iş kazalarına, çevre risklerine karşı algılayan, uyaran ve uygun çözüm sunan yeni cihaz ve sistemleri tanıtmak, günümüz teknolojisine uygun koruma ve önleme sistemlerindeki gelişmeleri ve yeni tasarım esaslarını açıklamak, problemleri tartışmak, yangın ve güvenlik sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirmek, ilgili yönetmelik ve standartlardaki gelişmeleri açıklamak amacıyla düzenliyoruz. Yangın ve güvenlik alanında bilimsel ve teknolojik gelişmelerin tartışılacağı, tasarımcı, uygulayıcı, araştırmacı ve işletmecilerin bir araya geldiği, teknolojik gelişmelerin tanıtılacağı ve yeni ürünlerin sergileneceği TÜYAK 2019 Sempozyumu, sektörün büyük buluşma yeri olacak. Sempozyuma katılım tamamen ücretsiz. Yerli ve yabancı uzmanların aktardığı bilgileri birinci ağızdan dinleme fırsatının yanı sıra, sergi alanında yer alacak firmalar da uzman kadrolarıyla yeni geliştirdikleri teknolojiler hakkında bilgi vermek için tüm konukları bekliyor olacak. Yangın korunumu konusunda yetkili ve bilgili tüm tarafların bir araya geldiği sempozyumda, forum ve panellerde, sektörün sorunları tartışılacak, soruların cevaplarına ulaşma imkanı bulunacak. Tüm halkımızı katılmaya davet ediyoruz.