Türkiye’de yangın güvenliği istenilen seviyede değil

T Teknoloji hakkında bilgi verir misiniz?

2011 yılında kurulan ve elektronik güvenlik sistemleri sektöründe hizmet veren T Teknoloji Bilişim Sanayi Ticaret Ltd.Şti., bünyesindeki 1000'i aşan iş ortağı firma ile kendi sektöründe öncü olarak faaliyetine devam etmektedir. Kurulduğu gün itibariyle dünyanın en saygın elektronik güvenlik markalarının distribütörlüğünü üstlenen kuruluşumuz her geçen gün bünyesine yeni markalar katarak büyüme yolunda ilerlemektedir. T Teknoloji olarak tek amacımız, günümüz şartları doğrultusunda, teknolojinin ve gerekliliklerin takibini yaparak en hızlı ve en kaliteli şekilde dünya markaları ile siz müşterilerimize hizmet edebilmek olacaktır.

Yangın algılama sistemlerindeki gelişmeler hakkında neler söylersiniz?

İlk yangın algılama sistemleri 1930 yıllarında endüstriyel tesislerde ve binalarda kullanılmaya başlanmıştır. Yangın algılama sistemlerinde ısı dedektörleri 1970 yıllarında ilk kullanılmaya başlandı. Takip eden yıllarda yangın algılama sistemlerinde ionize duman dedektörleri tasarlandı ve kullanıldı. 1980’li yılların başlarında ise devre elektroniğin ve mikro işlemcilerin devreye girmesi ile birlikte adreslenebilir yangın algılama sistemleri büyük bir gelişme göstermiştir.

Son zamanlarda, yangın algılama piyasası, son kullanıcıların ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılama konusunda düzenli olarak gelişmektedir. Mimari tasarımdaki gelişme ile bir yangını hızlı ve doğru bir şekilde algılama geleneksel yangın algılama yöntemleri ile daha zor olmuştur. Örneğin, mevcut modeller ve ürünler ile tüm iç mekanı incelemede açık alanlar sıkıntı yaratmaktadır. Bu nedenle modern binaların yangın riskinden yeterli derecede korunmasını temin etmek üzere teknolojiden yardım alınması gerekli olmuştur. Piyasada, bir zamanlar yangın algılama konusunda bileşen temelli olanlara karşı sistem temelli bir yaklaşım için arayış başlamıştır. Yüksek koruma seviyesi sağlamaları için sadece her bir bileşene güvenmek yerine, tüm sistem ile bina izlenmekte ve tam bir yangın algılama çözümü sunulmaktadır. Ancak sistemler gitgide daha karmaşık hale geldiği için kurucular artık algılama ve programlama ihtiyaçlarını karşılayan daha basit, hızlı ve kurulumu kolay ve yüksek oranda eğitim gerektirmeyen çözümlerin arayışına başlamışlardır. Modern yangın algılama sistemleri, her bir sensörün etrafında bulunan havayı ve sıcaklığı izler ve daha sonra bu bilgi, sensör tarafından işlenir ve kontrol paneline aktarılır. Protokol, yüksek oranda duman veya ısı seviyeleri ile ilgili detayların derhal rapor edilmesine olanak sağlayacak şekilde panelin bu bilgiyi veya verileri talep ettiği ve aldığı yoldur. Daha sonra yanlış alarm kaynaklarını reddetmek ve pozitif kriterler karşılandığı zaman alarm sinyali vermek ve tüm binanın güvenliğini arttırmak üzere ileri seviyede yazılım ve algoritmalar uygulanır.

Türkiye’nin yangın güvenliği konusunda geldiği noktayı değerlendirirsiniz?

Türkiye’de yangın güvenliği konusu her ne kadar yükselen bir ivme kazanıyor olsa da halen yeterli seviyeye gelmiş değildir.

Türkiye’de yapıların yangın güvenliğinin yeterli olmamasının nedenleri arasında; yapısal önlemlerin eksikliği, uygun malzemelerin kullanılmaması, algılama ve uyarı sistemleri ile söndürme sistemlerinin yeterli olmaması gibi binaya ilişkin önlemlerin yanında şehrin yol durumu, su durumu ve itfaiyenin gücü de etkili olan faktörler arasındadır. Yönetmeliklerin ve standartların eksikliği, bakım ve işletim esaslarına önem verilmemesi de yangın riskini artırmaktadır. Günümüzde, üretim teknik ve teknolojisindeki gelişmeler, çok katlı ve çok amaçlı binalar, yeni malzemeler beraberinde yeni riskleri beraberinde getirmiştir. Türkiye’de hızlı nüfus artışı ve sanayideki gelişmelere paralel olarak, her geçen gün yangın sayısı artmaktadır. Artan yangın sayısı ile ölüm ve yaralanmaların yanı sıra büyük miktarda hasar da oluşmaktadır. Türkiye’de yılda ortalama 90 bin civarında yangın meydana gelmektedir. Bu yangınlarda yüzlerce vatandaş yanarak ölmekte ve çok daha fazla sayıda kişi yaralanmaktadır. Bunların yanında birçok tarihi eser kül olmakta, aileler evsiz kalmakta ve çalışanlar işinden olmaktadır. Endüstri tesislerinde oluşan yangınlarda, üretim aksamakta, büyük ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Yüksek binalarda yangının hızlı yayılması ve katlara ulaşım zorluluğu nedeniyle yangın önlemleri daha önemlidir.

Türkiye’de yüksek yapıların sayısı her geçen gün artmaktadır. Yüksek binalarda meydana gelen yangın sayısı toplam yangın sayısına göre az olmasına rağmen ölü ve yaralı sayısı ile maddi zarar çok daha fazla olmaktadır. Türkiye’de bulunan yüksek binaların bir kısmında sadece yangın merdiveni, bir kısmında sadece algılama sistemi bulunmaktadır. Daha önce konut olarak yapılan ama sonradan büro ve iş yeri olarak kullanılan yüksek yapılarda ise hiç bir yangın güvenlik önlemi bulunmamaktadır. Yangın tehlikesini mümkün olduğunca aza indirmek ve yangına çabuk müdahale etmek için daha binaların tasarımı döneminde bir dizi tedbir düşünmek, inşaat döneminde uygulamak ve işletme döneminde işlerliğini sağlamak gerekir. Bunları sağlamak için de ülke genelinde yürürlükte olan yol gösterici ve zorlayıcı yönetmeliklere ihtiyaç vardır. Ülkemizde yangın denildiğinde hep itfaiye ve itfaiye denildiğinde söndürme akla gelmiştir. İtfaiye dışında, önlem ve eğitim hep ikinci planda tutulmuştur. Binalarda bulundurulması gereken yangın önleme, algılama ve söndürme sistemleri ve halkın eğitilmesi hemen hemen hiç düşünülmemiştir. Günümüzde “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” olmasına rağmen çok yenidir. Yeni olduğu için de sadece yeni binalar için uygulanmakta hatta tam olarak uygulanmamaktadır. Yönetmeliklerde yer alan birçok hususun pratikte uygulanmadığı görülmüştür.

Çarpık yapılaşma sonucu ticari ve sanayi kuruluşlarının iç içe oluşması, yönetmeliklerin ve standartların yeterli olmaması, bakım ve işletim esaslarına önem verilmemesi yangın riskini artırmaktadır. Girilemeyen sokaklar, yoğun trafik, tarihi ve ahşap yapıların çokluğu, yüksek yapıların artması, ticaret ve sanayi kuruluşları ile konutların bir arada bulunması, ormanlık alanların yakınlığı, itfaiyenin eğitim ve teknik seviyesinin dünya standartlarının altında olması gibi birçok faktör nedeniyle Türkiye’de yangın güvenliği yeterli seviyede değildir.

Yılın ilk altı ayı geride kaldı, ekonomik veriler ışığında sektörde nasıl bir değişim yaşandı?

2018 yılı ülke ekonomisi ve ekonomik dengelerin dalgalanması ile birlikte güvenlik sektörü genelinde negatif etki yaratan bir yıl oldu. İnşaat sektöründeki durgunluk ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar sektördeki hedeflerin yakalanması süreçlerini de zorlaştırmış oldu. 2018 yılını hedeflerini tutturarak büyüme ile kapatan firmalar yok değil, stratejilerini bu kaygan zemin doğrultusunda organize edebilen, müşteriyi, ekibi, finansal enstrümanlarını iyi yönetebilen, öz kaynakları ile nakit sıkışıklığından başarı ile çıkan firmalar da var. Fakat 2018 geneli için piyasada izlediğimiz genel durumun negatif yönlü olduğunu hatırlatmakta fayda var. Cirolardaki düşüş, karlılık oranları, tahsilatlarda yaşanan sıkıntılar, yatırımların ve projelerin beklemeye alınması, kur artışları, pazardaki daralmalar genel itibarı ile firmaların moralini bozmuş durumda2019 yılında sektörün önde gelen firmaları ile yapmış olduğumuz görüşmeler doğrultusunda 2019 yılı için piyasada olumlu bir rüzgâr esmesi beklentiler dâhilinde. 2018 yılından daha kötü olacağını ön gören firmalar da yok değil. Olumlu bir havanın oluşabilmesi için gözden geçirilmesi gereken ve hayati önem taşıyan hazırlıkların firmalar tarafından yapılması gerekiyor. 2019 yılında sektörü bekleyen sıkıntıların başında negatif yönlü ekonomik rüzgârların bir süre daha devam etmesi yer alıyor. Döviz kurlarında yaşanan artışlar, inşaat sektöründeki daralma, faizlerin yüksek olması vb. nedenler tüketiciyi daha ekonomik çözümleri alternatif olarak araştırma eğilimine yönlendiriyor. Bu da mevcut global üreticilerin bazılarının pazarlarında daralma olma ihtimalini ön plana çıkarırken fiyat performans dengesini iyi bir şekilde tutturup hizmet kalitesini maksimum seviyede tutan üreticiler için de çok ciddi bir fırsat olarak görülüyor. Özet ile son 10 yıllık dengelerin değiştiğini ve değişeceğini, rekabetin uç noktalarda yaşanacağını okumak çok ta zor değil. Akıllı ev otomasyonları çözümlerinin ön planda olması beklenen 2019 yılında, geçiş kontrol sistemleri, standartlara uygun ekonomik maliyetli analog ve interaktif yangın algılama sistemlerinin pazar paylarında yukarı doğru ivmelenerek artış göstermesi tarafımızca ön görülmektedir.