Karayolu trafik güvenliği

Karayollarındaki güvenlik önlemlerinin sonuçları insan yaşamını etkilemesi açısından tüm Dünya’da karayolu trafik kazalarında her yıl yaklaşık 1,3 milyon kişi ölmekte, 50 milyon kişi de yaralanmaktadır. Ayrıca karayollarında her üç dakikada bir çocuğun hayatını kaybettiği verisi Dünya Sağlık Teşkilatı raporlarında görülmektedir. Yol kullanıcılarının güvenliğini tehdit eden trafik güvenliği kavramı kazaların sosyo-ekonomik maliyeti nedeniyle gelişmekte olan tüm ülkelerde bir kalkınma problemi olarak ortaya çıkmaktadır.

Trafik kazaları ölüm sebeplerinde 5. sırada

Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre, önümüzdeki dönemde karayollarında acil ve etkili önlemler alınmaması durumunda, trafik kazalarının dünyada meydana gelen ölümlerin nedenleri arasında beşinci sırada olacağı tahmin edilmektedir.

Tüm dünyada “Karayolu Trafik Güvenliği” bileşenleri olarak İngilizce “dört E” ile ifade edilen temel bir yaklaşım söz konusudur.  Dört E yaklaşımında yer alan ilk 3 E kazaların olmaması, dördüncü E ise kaza olduktan sonra ortaya çıkabilecek zararın azaltılmasıyla ilgilidir;

Gelişen teknoloji kontrol imkanı sağlıyor

İlk E (Engineering)  Mühendislik kavramıdır; burada karayollarının trafik güvenliğine uygun olarak inşa edilmesi ve teknolojik değişimlerin yol yapımı, bakımı ve işletilmesine kadar çok geniş bir projeksiyonu içermektedir. Affedici yollar, yeni kavşak tasarımlarının yapılması, yol zemin malzeme mühendisliğini gelişmesi ile birlikte daha kullanışlı ve affeden yolların inşa edilmesi sağlanabilir. Bunun yanın teknolojik alt yapılar ile yol kullanıcılarının takip edilmesi yol ve hava koşullarındaki değişimleri karşılayacak ve yol kullanıcılarını bilgilendirecek teknolojik yollar yapılabilmektedir. Gelişen kamera ve sensor teknolojileri özellikle karayolu alt yapısının kontrolü imkânlarını artırmaktadır. (Engineering)  Mühendislik kavramının kapsamı sadece bununla sınırlı değildir; inşa edilen yolları kullanacak araçların ve bu araçlarda kullanılacak teknolojilerin geliştirilmesidir. Günümüz dünyasında otonom araçların konuşulduğu bir dünyada sizin yolda kullanacağınız araçlarla ilgili mühendislik kavramının kapsamı sadece sizin hayal gücünüzle sınırlıdır denilebilir.

Karayolu güvenliği sadece karayolu paydaşlarına yapılacak yatırımlar ile çözülebilmesi imkânsız süreçlerdir. Ülkedeki trafik sorununa bütüncül bakış açıları ile yaklaşılarak karayolu trafik yükünün öncelikle demiryolu modu ile paylaşılması, daha sonra özellikle denize kıyısı bulanan şehirlerde denizyolunun payının artırılması önem arz etmektedir. Bunun yanında şehirlerarası yolcu ve yük taşımacılığında yine demiryolu modunun öncelikli olarak payının artırılması gerekmektedir. Şehirlerarası yolcu taşımacılığında da özellikle 400 kilometreden sonra yapılacak taşımalarda havayolunun payının artırılması gerekmektedir. Bu tür mühendislik alt yapılarının tüm taşıma modlarının birbirine entegre olmaları ile karayolunun yükü hafifleyerek daha yönetilebilir trafik yükleri taşıma güvenliğinin artırılabileceği öngörülmektedir.

İkinci E (Education) Eğitim kavramıdır; eğitim kavramı trafik güvenliği bağlamında değerlendirildiğinde yol kullanıcısı olan sürücülerin, yayaların ve yolcuların eğitilmesi olarak düşünülmektedir. Oysa bu rasyonel düşünüldüğünde tüm toplumdaki eğitim düzeyi, ortalaması yada kullanacağınız ölçütün birimi yada karşılığı size kalmakla birlikte hepsi ile ilgili çok ağır bir kavramdır. İnsanlar sürücülerin çok eğitimsiz olduğunu söylemektedirler oysa bunu söyleyen yolu kullanıcısı olarak yolu paylaşan kişidir. Öncelikle ülke halkının eğitim düzeyi ve uluslararası insani gelişmişlik düzeyi gibi ölçeklerde dahil olmak üzere ülkenin bu sıralamalardaki payı da dahil olmak üzere ortalamaların yükseldiği ölçüde yol kullanıcısı olan sürücülerinde yayalarında ve yolcularında trafik özelinde yapılacak eğitimler konusunda daha başarılı sonuçlar alınması sağlanacaktır. Trafik güvenliği konusunda özellikle kreş eğitiminden itibaren yapılacak trafik eğitimlerinin büyüyüp birey olarak yol kullanıcısı olanların geliştirilmesinde çok büyük avantajlar sağlanacağı tüm Dünyanın kabul ettiği temel gerçekliktir.

Bunun yanında özellikle ehliyet sahibi olma sistemi ve ticari araç sürücü belgesi sahip olma sistemlerinin Dünya örnekleri dikkate alınarak, ülkemizde uygulanan sistemin etkinliğinin artırılması için özellikle direksiyon sınavlarının geliştirilmesinin gerekli olduğu değerlendirilmektedir. Gelişmiş ülkelerde direksiyon sınavları, sınav yapıcı kurum bünyesinde, sınav yapıcılar tarafından yapılmakta olup, profesyonel bir değerlendirmeyle sürücülerin yeterlilikleri ölçülmektedir. Bu bağlamda, ülkemizde sınav yapıcılık sisteminin gelişmiş ülkeler paralelinde geliştirilmesi, hafta içinde randevu sistemiyle ve kendi araçlarıyla kurumsal ve profesyonel şekilde hizmet veren sınav yapıcı kurumun oluşturularak, sürücü yeterlilik düzeyinin tespitinin iyileştirilmesi önem arz etmektedir. Bu belgelerin alınma süreçlerinin kolay yada zor olarak tanımlanmadığı, gerekli eğitimlerin alınarak insanların yetiştirildiği ve öğretildiği bir sürücü eğitim sistemi alt yapı olarak kurulması gerekliliğidir.

Bu bağlamda Trafik denetimlerinde etkinliğin sağlanması için yol kullanıcılarının bilgilendirildiği, risk algısının artırıldığı ve algılanan yakalanma riskinin yükseltilerek caydırıcılığın sağlanabildiği eğitim faaliyetleri ve kampanyaların düzenlenmesi gerekmektedir. Trafik güvenliğinde farkındalığı artıracak bu tür kampanyaların, denetimlere ilaveten yürütülmesi önem arz etmektedir. Nitekim kaza kayıpları ile sosyo-ekonomik maliyet dikkate alındığında bu tür kampanyaların ulusal çapta, bütüncül yaklaşımla ve profesyonel olarak yürütülmesinin gerekli olduğu görülmektedir. Bu nedenle, başta aşırı hız ihlallerini azaltıcı ve emniyet kemeri kullanım oranını yükseltici olmak üzere, trafik kurallarına uyma yönünde tutum ve davranış geliştirecek şekilde eğitim ve kampanyaların hazırlanarak yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Trafik güvenliği bir geleceğe yatırımdır

Üçüncü E (Enforcement) Trafik Mevzuatı ye Denetimi kavramıdır; bu kavram özünde uygulanabilir iyi bir mevzuat, caydırıcılığı yüksek trafik cezaları ve sürekli etkin bir denetimi içermektedir. Trafik Mevzuatı politik kararlar gerektirdiği ve geniş toplum kesimlerinde rahatsızlık yaratabileceği kaygıları ile Dünya ile entegre ve Dünya gerçeklerine uygun bir mevzuat geliştirilmesi zorluklarını özellikle gelişmekte olan ülkeler için bir vakıadır. Bu konuda altyapı sorunlarını büyük ölçüde halletmiş ülkelerde mevzuat konusunun bir sorun olmaktan çıktığı söylenebilir. Ancak, bu ülkelerinde çok kısa sürelerde trafik mevzuatlarını bir norm haline getirdiklerini söyleyebilmek çok da doğru bir bakış açısı olmayacaktır. Özellikle Vizyon Sıfır olarak bilinen ülkeler itibarı ile benzer isimler alan Trafik Güvenliği Projelerinde ilk başlarda toplumsal mutabakatı sağlamada zorluklar çekildiği görülmüştür. Burada mevzuatın olması yeterli değildir, önemli olan mevzuatın uygulanabilir ve fonlanabilir olmasıdır. Trafik Güvenliği bir gelecek yatırımıdır, bunun gerçekleşmesi için iyi niyetler, broşürler, toplantılar yanında özellikle kolluk güçlerinin eğitimi ve geliştirilmesi, fiziksel ve teknolojik alt yapılara kaynak ayrılması gerekmektedir. En kolay örnek yeterli personel ve yeterli polis aracı sağlanması bile başlı başına bir fonlama sorunudur.

Ülkemizde artan nüfus, sürücü, araç sayısı, trafik yoğunluğu, karayolu ağı, mobilite ve şehirleşme ile birlikte artan denetleme ve düzenleme ihtiyacının karşılanması için, mevcut artış paralelinde trafik denetim personelinin sayısının da artırılması gerekmektedir. Trafik denetimi özellikle teknolojik gelişmeler nedeniyle yapay zeka ile yönetilebilecek bir hale gelmiştir. Elektronik denetleme sistemlerinin Akıllı Ulaşım Sistemlerine entegre şekilde Ülke genelinde yaygınlaştırılması gerekmektedir. Trafik güvenliğinin etkin bir şekilde sağlanarak trafik akışının takibi ve kolaylaştırılması, kurallara uyumda caydırıcılığın sağlanması ve araç takibinde anındalığın temini amacıyla elektronik denetleme sistemleri kurulmalı ve tüm ülkede yaygınlaştırılmalıdır.  Ayrıca, trafik güvenliğinin sağlanması ve trafik akışı ile takibinin kolaylaştırılması amacıyla kurulacak olan elektronik denetleme sistemlerinin ülke genelinde ve birimler arası koordinasyonunun ve merkezlerden takibinin sağlanması gerekmektedir.

Denetleme ve düzenlemede etkinliğin sağlanabilmesi performans değerlendirme ölçütlerinin oluşturularak gerekli sayıda denetim personelinin istihdam edilmesi gerekmektedir. Trafik denetimlerinde etkinliğin sağlanması yönünde karayolunda denetim görevi üstlenen tüm kurumların denetim personeli sayısı artan araç ve sürücü sayısı ile mobilite, yol ağı ve yoğunluğun getirdiği taleple doğru orantılı olarak artırılmalı, trafik personeli çağın gerektirdiği modern araç ve teknik ekipmanlarla teçhiz edilmeli, personel uzmanlaştırılarak eğitimleri kurumsallaştırılmalıdır. Özellikle kent içi ulaşımda kullanılan teknolojiler denetim imkânlarını çok artırmıştır. Teknoloji şirketleri bu alana çok büyük yatırımlar yapmaktadırlar. Bu konuda teknoloji çöplüğü olmadan ulusal bütünleşmiş sistemlerin geliştirilmesi ve uygulamaya konulması gerekmektedir. Trafik kaza nedenlerinin tespitine ışık tutacak olay yeri uzmanlığı yapacak trafik bilirkişiliği mesleğinin kurumsallaştırılarak personelin uzmanlaştırılmasının gerekli olduğu değerlendirilmektedir. Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarında yük ve yolcu taşıyan araçların tüm araç popülasyonu içindeki oranı yaklaşık %7 iken, kaza ölümleri içinde ağır taşıt kazalarında ölenlerin oranı %35’tir. Bu gösterge trafik denetiminde dijital takografa geçişin önemini göstermektedir. Uygulamada hala tam bir birlikteliğin sağlanılmasına çalışılan dijital takograf uygulamasının veri tabanı sisteminin kurumsallaştırılması gerekmektedir.

Sosyal medya da etkin kullanılmalı

Dördüncü E (Emergency) kavramıdır; Trafik kazası sonrası ilk ve acil tıbbi hizmetlerle ilgilidir. Bu konuda tüm ülkelerde artan trafik yükü nedeniyle sorunlar yaşanmaktadır. Kentiçi ulaşım özelinde artan trafik yükü kaza sonrasında tıbbi hizmetlerin olay yerine ulaşımı konusunda sıkıntılar yaşanmasına neden olmaktadır. Bu konuda sosyal medya başta olmak üzere tüm medya kuruluşları bilinçlendirme çalışmalarına destek olmaktadır. Bu konuda da eğitim ve görgünün önemi ortaya çıkmaktadır. Bunu yanında şehirlerarası yollarda yaşana kazalara tıbbi hizmetin en kısa sürede ulaşabilmesi amacıyla çeşitli alt yapı unsurlarının devreye alınması gerekmektedir. Özellikle karayolu kenarlarına ambulans birimlerinin hazır olarak bekleyeceği istasyonların kurulması gerekmektedir. Ayrıca, helikopter pistlerinin yine yol kenarlarında fiziksel olarak teknik şartları karşılayacak şekilde inşa edilerek ilk basamak sağlık hizmetlerinin süratinin artırılması önem arz etmektedir.

Türkiye Karayolu Trafik Güvenliği konusunu bir bütün olarak ele alınıp sağlanması bağlamında, BM tarafından kabul edilen Global Karayolu Güvenliği İlke Kararları (A/RES58/289, A/60/181, A/60/5, A/RES/62/244) doğrultusunda, dünya genelinde 10 yıllık süreçte, (2010-2020) trafik kazası ölümlerinin %50 oranında azaltılması hedefi Ülkemizde ulusal hedef olarak kabul edilmiştir. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün koordinesinde Karayolu Trafik Güvenliği Stratejisi ve Eylem Planı hazırlanmış, ilgili kurum ve kuruluşlarca uygulanmak üzere Başbakanlık Genelgesi (2012/16) olarak yayınlanmıştır.  

10 Yıllık Eylem Planında yukarıda belirtilen bütüncül yaklaşım benimsenmiş olup, ilgili kurum ve kuruluşların yürüteceği çalışmalarda elde edilecek başarı, trafik kazalarının ve kayıpların azaltılması hedeflenmiştir. Bu 10 yıllık eylem planı hedeflere ulaşmada çok başarılı olamamıştır, özellikle koordinasyon konusunda yaşanan sıkıntılar vb. kurumsal zorluklar ortaya konabilmektedir. Bunun yanında ülkemizde yaşanan zor ve sert politik koşullar bağlamında yaşanan 15 Temmuz askeri kalkışması ve beraberinde gelen çalkantılar eylem planı hedeflerine ulaşmayı zorlaştırmıştır. Son üç yılda bu hedeflere ulaşılması konusunda İçişleri Bakanlığı bünyesinde yer alan Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı aracılığıyla trafik kazalarında ölüm oranını düşürme adına çok radikal tedbirler ve uygulamalar devreye sokularak ölüm oranlarını azaltılmıştır.

Bu konuda yapılan çalışmalar için 2020 yılından itibaren ulusal bazda yeni bir “Vizyon Sıfır”  projesi geliştirilmesi konusunda İçişleri Bakanlığı tarafından geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapılmaya başlanmış, proje stratejisi belirlenmesi konusunda uzman görüşleri alınması amacıyla benimde içinde olduğum bir strateji belgesi çalışma grubu oluşturulma çalışmaları yapılmaktadır.