Yangın güvenlik sektörünün en büyük sorunu fiyat rekabeti

Schrack Seconet hakkında bilgi verir misiniz?

Bu sorunun cevabına Avusturya’dan başlamak gerekiyor. Firmamız, Bay Schrack tarafından 1919 yılında kurulmuş. 1994 yılına kadar elektrik sektöründeki her türlü ekipmanı üreten bir firma. Şalt malzemeleri, elektronik röleler, uçak elektroniği, telefon santralleri, yangın algılama hemşire çağrı, acil durum armatürleri üretimi yapan bir firma idi. firma 1925’lerde otel çağrı sistemi ile hemşire çağrı sistemlerinin öncüsü olmuş, 1940’ların sonunda ise yangın algılama sektörüne giriş yapmış.

1994 yılında Bay Schrack’ın vefatı ile torunları şirketi gruplara bölüp satışa çıkarmışlar. Şu anda dünyada 3 farklı Schrack firması var. 3 firma birbirinden bağımsız ama üçü de Schrack’ın isim hakkına sahip.

Biri Schrack Relays, elektronik röle üretiyorlar.

Bir değeri Schrack Technik, şalt malzemeleri ve acil aydınlatma ürünleri satıyorlar.

Sonuncusu da bizim firmamız Schrack Seconet, yangın algılama ve hemşire çağrı sistemleri üretiyoruz. Seconet kısmının açılımı İngilizce olarak Security and Communications Networks. Firmamız İsviçreli Swiss Securitas holdingin grup firmalarından birisidir. Bu yıl 25 Eylül’de Schrack Seconet’in 25. yaşını kutlayacağız. Ayrıca bu yıl Schrack’ın da 100. yılı.

Schrack’ın Türkiye’deki konumu nedir?

Şirket dünyada 2 ülke hariç irtibat ofisleri, dağıtım merkezi olarak yapılanmış durumda.  Bu irtibat ofisleri ve dağıtım merkezler son tüketiciye hizmet ve malzeme tedariği yaptırıyor.

Schrack Seconet, Türk firmaları ile 2006- 2007 yılında Rusya’da yaptığı büyük projeler sonrasında Türkiye pazarına odaklandı ve 2007 yılında Schrack Schrack Türkiye ofisi kuruldu. Schrack Seconet bir ülkede irtibat ofisini ülkedeki ticari hacim bir seviyeye ulaştıktan sonra açmaktadır. Fakat Türkiye’de tam tersi oldu. Ofis açıldığında markanın bilinirliği yok denecek kadar azdı ve hiçbir partneri yoktu. Kademeli olarak partner yapımızı büyüterek bugünkü yapımıza ulaştık.

Bugün Schrack Seconet Türkiye İrtibat Bürosu’ndaki pazarlama ve teknik destek ekibimizle ve Türkiye genelinde 12 partnerimiz ile pazarda yer almaktayız.  Partnerlerimizin yaklaşık 150 çalışan var. Bir aile gibi çalışıyoruz.

Son dönemde ciddi değişimler yaşanmış bununla ilgili bilgi verir misiniz?

Bu yıl ürün portföyümüzde büyük bir yenilik oldu. Globalde Swiss Securitas Grubun yaptığı bir satın alma ile yeni bir ürün eklendi. Swiss Securitas grubu İsviçre merkezli Avrupa’nın en önemli seslendirme üreticilerinden bir olan G+M Elektronik firmasını satın aldı ve firma 2018 itibari ile tamamıyla bizim iç veri akışı sistemimize entegre oldu. Artık Türkiye’deki partnerlerimiz G+M Elektronik markası ile seslendirme veya acil anons sistemi de satabiliyorlar. Artık hizmet halkamıza 3. kalemi de eklemiş olduk. Böylece piyasadaki gücümüzü bir adam daha ileriye taşıdık.

Bir diğer yenilik koşunu son kullanıcıların çok önem verdiği yazılımsal entegrasyondur. Çünkü bütün sistemi tek yazılım altında toplamak zordur. Avrupalı iyi bir yazılım firması ile iş birliği yaptık. Artık kartlı geçiş ve CCTV sisteminde marka bağımsız olarak entegre olabiliyoruz. Bu entegrasyonla zayıf akım firmalarına da çok büyük avantajlar sağlıyoruz.

Proje bazında alınan yol hakkında bilgi verir misiniz yıllık kaç projeye ulaştınız?

Şu anda yılda 120- 150 proje arasındayız. Konuttan petro kimyasal tesislere, hastaneden alışveriş merkezine kadar yangın algılama, hemşire çağrı ve acil anons sistemi gerektiren geniş bir uygulama portföyünde markamız güçlü bir şekilde yer almaktadır.

Buradaki en önemli konulardan biri doğru ürün ile birlikte partnerlerimiz tarafından sağlanan hizmet kalitesidir. Bu iki önemli done birleşince başarı ve müşteri memnuniyeti kaçınılmaz oluyor.

Yangın algılama sektöründe müşteri ne arıyor?             

Müşteri ne arıyor değil, ne aramalı sorusunu yanıtlamalıyım bence

Doğru projeye, doğru ürün ve doğru çözüm aramalı. Siz bir bina yaptığınızda burada 5 marka 10 firma varsa, bunlar üzerinden giderek en doğrusuna ulaşmanız gerekir. Doğru ürün, doğru fiyat, doğru proje ve doğru çözüm. Türkiye’de projelerin %30-35’inde bu önemli oluyor. Maalesef bu oran bizce hala çok düşük.

Müşteriler uzun yıllar çalışıp yapılan yatırım maliyetini efektif hale getiren ve arıza oranı düşük sistemleri kullanmayı hedeflemelidir.

Avrupa ise durum çok farklı. Yatırımı doğru ürüne yaparak ilk yatırım maliyetini doğru yapıp, işletme ve yenileme maliyeti düşük tutmayı hedefliyorlar. Ayrıca bunun yanında bir önemli nokta da tesisin yangın algılama sistemi ve senaryosu çalışmıyor ise yetkili makamlar ruhsat vermiyorlar. Ne yazık ki Türkiye’deki projelerde kalite fiyat denkleminde fiyat daha ön planda kalıyor.

Yangın algılama ve söndürme sistemlerine ölü yatırım gözüyle bakılması konusunda değerlendirmeniz nedir?

Türkiye’de bir tesisiniz varsa, yapmanız gereken kamera ve yangın sitemi kurmaksa kamerada en ince ayrıntı kullanılır çünkü kamera aktif olarak kullanılıyor. Ama yangın sistemleri yangın çıkmadıkça ölü yatırım olarak bakılıyor.

Ama 200 bin metrekarelik bir avm’de kameralarınız çalışmazsa başınıza gelebilecek 3 şey var.

Ya hırsızlık olur ya bir kavga çıkara göremezsiniz. Ya da en kötü, bir köşede tartışma çıkar bir kişi bir kişiyi yaralar.

Ama yangın algılama sisteminiz çalışmıyorsa ve yangın çıktıysa o anda AVM’de kaç kişi varsa ölüm riski altındadır. Yangın bir dükkanda çıktıysa o dükkandaki kişilerin yanma ya da dumandan zehirlenme riski var ve aynı anda AVM genelinde oluşacak kargaşa ve panik sonucunda insanlar ezilerek ölme riski altında olacaktır.

Yangının doğru ve hızlı algılanması en mühim konu fakat yeterli değil. Algılamadan sonraki süreci de doğru yönetmeniz gerekir. Bu kapsamda; sesli uyarılar çalışmalı, mekanik sistemler çalışmalı, asansörler doğru yönetilmeli ve insan hayatını güvenceye almak için gerekli diğer bütün senaryolar çalışmalıdır. Binayı depreme dayanıklı yapmak kadar yangın algılama sistemlerini dizayn etmek ve süreci yönetmek de çok önemlidir.

Biz yangın sistemleri için şunu söylüyoruz: bu sisteme normal şartlar altında ihtiyaç duyulma olasılığı belki bir defa vardır. Örneğin 15 yıl çalışırsa bu sistem bu 15 sene içinde belki bir defa yangın olacak, sistem algılayacak ve söndürülecek. Mühim olan bu olasılık için her zaman hazır olmak. 

Güvenlik sistemlerinin kullanılması açısından Türkiye’de anlayış farkı gelişti mi ya da gelişiyor mu?

Güvenlik sistemlerinin kullanılması açısından Türkiye gelişiyor ama bizim hayal ettiğimiz seviyede değil. Bu gelişmenin arkasında başka faktörler var tabii ki. Mesela sigortacılık sistemi çok büyük etken. Sigorta firmaları, Avrupa’da tesis belirli koşulları karşılamıyorsa ya sigorta yapmaz ya da çok yüksek meblağlara sigorta yapar. Türkiye’de bu sistem aynı seviyede daha oturmadı.

Sigorta şirketleri kendi aralarında anlaşıp belli şartları taşımayan tesisleri, binaları sigorta etmedikleri an otomatikman ürün kalitesi artacak. Bir fabrika iyi bir yangın algılama sistemine ödediği parayı sigortadan alacağı indirimle 1- 2 yıl içinde amorti edebiliyor.   

Ülkenin nüfusuna, potansiyeline ve teknolojinin hızına göre yavaş kalıyor bizim adımlarımız.

Sektörün mevcut durumu ile ilgili söyleyecekleriniz nelerdir?

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik duruma bakarsak ne yazık ki daralmanın en çok olduğu sektörlerin başında inşaat sektörü gelmektedir.

2019 ‘u nasıl öngörüyorsunuz?

Ne yazık ki çok zor bir yıl olacak.